Bilgi ve Bulut Bilişim

29 November, 2014

Bulut bilişim hızla yükselen bir grafik ile pazarda büyümeye devam ediyor. Günümüzde paranın yerini bilginin aldığı bir dönemden geçiyoruz. Eskiden kurumların ya da kişilerin en kıymetli varlıkları paraydı ve bu paranın korunması için yine para vererek bazı önlemler alınırdı(para kasası vs.). Belki şu anda da bir çok insanın hala sahip olduğu en değerli varlık olarak parayı gördüğünü söyleyebiliriz ancak şöyle bir örnekle aslında bilginin çoktan bu en değerli varlık konusunda başı çektiğini görüyoruz.

Bilişim teknolojileri ile birlikte milyarlarca kişisel ve kurumsal veri üremeye başladı ve hiç durmadan devam ediyor.

Paradan başlarsak; toplam 1 milyon TL’si olan kişi ya da kurum düşünelim. Bu para ile bir kaç ev, iş yeri, başka taşınmaz varlıklar satın alınabilir. Peki bu para kaybolursa ya da çalınırsa? En fazla 1 Milyon TL, taşınmaz varlık olarak düşünürsek bir kaç ev ya da iş yeri olarak maddi kayıp söz konusu.

Bilgi ya da veri ile devam edelim; yaklaşık 15 yıllık geriye dönük kişisel dökümanlar, fotoğraflar, videolar, binlerce dosya ve en önemlisi belki de “şifreler“. Bir kurum bu verilerin teknik olarak zarar görmesi, çalınması ihtimalleri söz konusu olduğunda kurtarmak için ne kadar para verir? Bu verilerin kurtarılması için verilecek para içindeki datanın değeri ile doğru orantılı. 1 milyon TL onlarca katı bu dataların kurtarılması için feda edilebilir. Dolayısıyla bilgi artık şirketler için paradan çok çok daha önemli bir değere sahip varlık oldu. Belki bu datalarda şirketin itibarını zedeleyecek, hatta iflasına yol açacak değerde bilgiler mevcut, 3. kişilerin eline geçmesi kurum için 1 milyon TL’den kat be kat daha önemli.

Tam bu noktada bulut bilişim için örnekler verilirken geçmişte bankaların kurulması ve insanların alışkanlıklarını değiştirirken yaşadığı zorluklardan bahsedilir. Bankalar ilk kurulduğunda insanlar çekindiler ve evlerde(yastık altı) sakladıklarını paralarını bankalara yatırmak istemediler. Bu çekincenin en büyük sebebi paranın zamanının “en değerli varlığı” olmasıydı. Zamanla bankaların gelişmesiyle ve bazı teşviklerle bu direnç kırıldı ve herkes parasını bankaya yatırmaya başladı. Günümüzde nakit kullanımı kredi kartı ya da banka kartı kullanımının gerisinde kaldı bile.

Geçmişle karşılaştırdığımızda aşağıdaki gibi bir eşitleme yapabiliriz;

Para = Banka

Bilgi = Veri Merkezi

Bankaların ilk kurulduğu yıllara tekrar dönerek parayı bilgi, bankaları da veri merkezleri olarak kurguladığımızda ve günümüze tekrar döndüğümüzde şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza;

Bilgi artık veri merkezlerinde saklanan dünyanın en önemli değişim, satın alma aracı haline gelmiş, milyarlarca dolarlık ekonomileri yönetmeye yarayan süper ötesi bir değer. Peki insanlar paralarını bankaya yatırmaya nasıl teşvik edildiler? Basit bir soru, cevabı da basit: “faiz”. Düz bir denklem kurarak veri merkezlerinin kişilere ya da kurumlara faizle verilerini kendilerine getirmeleri karşılığında para ya da daha fazla değerli bilgi vereceğini düşünmek için henüz erken olabilir. Ancak veri merkezlerinin bu teşviği ücretlerde indirim yaparak, kampanyalar düzenleyerek sağlayamayacağı da aşikâr. Sistemin devamı için ve teşviklerin cezbedici noktalara yükselmesi için başka bir çözüm ortaya çıkabilir.

Öyle görülüyor ki geleceği veri merkezlerinin bu politikaları şekillendirecek.

1,450 total views, 5 views today

Leave a Comment

Previous post:

Next post: